03 Aralık 2009 Perşembe

Ka-Ka

Daha önce de belirtmiştim neredeyse son bir aydır evde Zülal ayaktaysa muhakkak tuvalet ihtiyacında bile beraberiz .Bunun sonucunda mıdır bilmem ama, kızım artık kaka yaptığının bilincinde .Geçen haftadan itibaren kakası geldiğini belirtiyordu hatta bezini kendisi götürüp anneannesiyle çöpe atıyorlardı püüüp diye diye. Ancak dün gece bir ilk olarak sabahın 3. 5 unda gayet ayık şekilde anneee diye çağırınca ne oluyor diye koşturarak yanına gittim elimde bir bardak su ile(gece ballı süt içince doğal olarak susamış mı diyor insan) .ııııh dedi suya anladım içmeyecek ,bende ağzına emziğini verip yatağa attım kendimi. Tam şöyle yastığın altından elimi sokup uygun pozisyon alıyorken derinden bir ses yine annneee dedi. 2 azı çıktı alttan ama üstteki azılardan mı diye beynimde bir sürü düşünce açılmayan gözlerle odaya yeniden gittim .Yok uyumayacak .Aldım yanıma attım benim yanıma,biraz debelenen kızımdan önce iki pırt sesi ardından malum koku geldi. Meğer kızımın kakası gelmiş. alt değiştir ,yeniden emzik ver derken bir baktım hanım çoktan gözünü yummuş . Tabi bende uyku yok. Sabah gözümü açtığımda saat 8 e çeyrek vardı . Nasıl diş fırçalayıp evden çıktım ben bile anlamadım.Şimdi ikilemdeyim çoğu arkadaşım hazır kaka konusunda farkındalık yaşıyorken fırsattan istifade bezden kurtulun diyor,ben erken mi acaba diyorum.Daha önceleri sabah kakalı bezle kalkan ve uykusunda kaka yapan kızım artık kaka yaparken uyanmaya mı başladı acaba ...Banu'nun sitesinde görünce almıştım klozet adaptörünü kullanmaya başlasam çok mu erken olur...Ne yapmalı bilmem ki!

30 Kasım 2009 Pazartesi

Hamarat....

videoEn son bu gün peluş kedisinden eşofmanıma yapışan 2 adet beyaz tüyü püp püp diye 2 parmağıyla alıp eliyle süpürünce dedim tamamdır .Aynen teyzeleri!!!

24 Kasım 2009 Salı

5.30-8.45 arası annelik..







İki gündür başım acaip derecede resmen zonklama modunda ağrıyor ve akşamları işten döndüğümde beni daha kapıdayken üstüme atlayan bir kız bekliyor. Sanmayın ki aşırı sevgiden! kızım bu ara babası da dahil herkese anne diyor , hadi aileden olanları anlayabilirim desem de , E. teyzesine bile anne deyince resmen ıııı modunda dişlerimi sıkıyorum.E. Teyzesi ise 2 tane üniversite öğrencisi oğlu olunca çok memnun bir küçük kız sahibi olmaktan! Bu durum düne kadar sinirimi bozmuştu itiraf ediyorum. Ancak dün zeytin kırma işine o kadar dalmıştım ki; anneannesiyle oynamaktan sıkılan kızım birkaç hamle yaptı bize doğru ancak bizim yağ olursun diye püskürtmelerimiz sonucunda yüksek perdeden ağlamaya başladı anneee diye...O sırada E. Teyzesi alacak oldu kızımı (tabi anneee deyince artık herkes kendi üstüne alınıyor)ı-ııı diyerek ondan ve anneannesinden kaçıp bana doğru koştu.Sarıldık; başını göğsüme yasladı kara gözleriyle ruhuma bakarken...Öptüm yine burnunun ucunu ,yarım ay şeklindeki burun kıvrımını, alnını ,yanaklarını....minicik, onlarca öpücüğe boğdum onu... hiç ses çıkarmadı memnun ,sadece yasladı başını göğsüme...Akşam usulca içti sütünü yine göğsüme yatarak ve uyudu hemencecik yatağına bıraktığımda .
Bugün eve geldiğimde mutfaktalardı.Taa dışardan duydum Zülal'i .Ben girdiğimde sustu.Annemle konuşmama müsade etti 5 dakika... baktım sonra kahküllerinin altından ,aldım kucağıma yine yaslandı o minicik kestane baş göğsüme...Ah Zülal kız dedim içimden ne yapıyorsun sen bana böyle!Akşam yine bezini değiştirdik koşarak püüüp ( pöfff pis demek oluyor)diyerek anneannesine götürdü beraberce çöpe attılar ,pijamasını giydi yatırdım döndü sağa yok, sonra sola ıııh .Hadi uyu dedim ,yeniden döndü, sonra popoyu kaldırıp oturdu .su mu istiyorsun dedim e (he) dedi.Getirdim içti .Sonra uzattı kolarını aldım;kucağımda oturduk , yasladı başını göğsüme ...uyusun diye sırtına yavaşça vururken, yanağını dayadı birden yanağıma .Başladım öpmeye aynı yerlerden ,rahatladı nefesi hafifledi 5. dakikada uyudu.
Düşündüm 8 den 5 e çalışıyorum .5.30 da yorgun geldiğim evde kızım beni beklediğini belli etmese de, anneannesi hava kararmaya başlayınca anne anne diyerek evde dört dönüyor diyor.Bense yemek yemek, sofrayı toplamak, bazen ertesi günün yemeğini yapmak ve Zülal'le oynamak durumundayım . Bir bakıyorum tam 3 saatlik bir zaman dilimi. Bizde tuvalete bile beraber gidiyoruz .Bazen sıkılıyorum yorgunluktan ,hele de bu günlerdeki gibi baş ağrılarım olursa sesim yükseliyor nadir de olsa.(bu arada annem geldiğinden beri sesim eskiye oranla çok az yükseliyor itiraf ediyorum)Bir bebek 2 yaşına kadar annesine en fazla ihtiyacı duyuyormuş .Acaba bu ihtiyacı yeteri kadar karşılayamıyor muyum ,sadece ona mı ayırmalı bu zamanı onu anlamaya çalışıyorum.Ne zor bir durum bu .Çıkamadım işin içinden bilmiyorum.
Bu gün tam 13 yıl bitti flört dönemimizde.Yav dedim sabah eşime miadın da dolmuyor nasıl iş bu diye:)Ooo bırak bu dünyayı öteki tarafta bile senleyim dedi benden öyle kolay kurtulamazsın !sonrasında ekledi o yıl evlenseydik Zülal şimdi 13 yaşına girecekti diye .Bırak Allahaşkına Cemil ya, dedim :büyümesin sonra kuşaklar çatışıyor(bu ara etrafımdaki herkes ) ben böyle mutluyum.Kıkırdadık bayağı sanki ilk günüydü flörtümüzün... sabahın soğuğunda ,ellerinin sıcaklığı yoktu , yanımda değildin ama yüreğin yetti be Cemil'im !Seni seviyorum...





20 Kasım 2009 Cuma

Aynı dünyada ....Ayrı yerlerde...

Akbaba ve Çocuk fotoğrafın adı...1 km ötedeki BM Kampına gitmeye çalışan ama ne dermanı, ne de mecali kalmamış bir çocuk ...Yaşı belli mi ?malesef yüzü toprağa bakıyor...belki dört ,belki de iki ... peşindeki akbaba doğası gereği ölsün , hareketsiz kalsın diye bekliyor onu, yemek için..

Bu fotoğraftan geçen hafta ülkemize gelen yabancı bir fotoğrafçıyla yapılan röportajı okuduğumda haberim oldu ya ,keşke olmasaydı diyorum.Görmemek ,bilmiyordum demek daha bir kolay geliyor vicdanıma...Öyle değil midir ki zaten hep yaptığımız..İnternette yaptığım araştırmada fotoğrafın sahibinin Pulitzer ödülü aldığını öğrendim bu fotoğrafla .Çocuk ne olmuş'u merak ederken fotoğrafçının o anı ölümsüzleştirmek adına deklanşöre bastıktan sonra oradan ayrıldığını ve çocuğa ne olduğunu bilmediğini öğrendim.Evet çocuk diyorum yazının başından beri.Adı yok çünkü...Sadece hazin sonu var .Bir de içimde bana bıraktığı inceden bir sızı...Ne kadar önemli dedim kendi kendime bir adının olması ve bir de mezarının ... ağlamak ve Fatiha için.
Fotoğrafı çeken fotoğrafçı ödülü almış almasına ama ancak 3 ay dayanabilmiş vicdan azabına (gerçi ölüm nedeni vicdan azabı mı bilemiyorum ama öyle olmasını tüm kalbimle diliyorum)ve intihar ederek yaşamına son vermiş...
Türkiyeye gelen fotoğrafçıyla yapılan röportajda bu fotoğraf soruluyor Bir fotoğrafçının görevi o anı resimlemektir diyor ,doğal akışa müdahale edemeyiz ki! Neyin doğal akışı ?Oradaki bir çocuk ...Aslanın ağzındaki ceylan yada ne bileyim başka bir hayvan değil!Ço-CuK ...Hani umutları hayalleri olan ,tek derdi oyun olması gereken...Acıları dinmiş melek olan!

Dün Malatyalı bir abiden kendi ailesi yapımı cevizli sucuk ve dut pestili aldım ,kayısı dönerini de o hediye etti.Akşam herkes yattıktan sonra bir heves cevizli sucuğu açtım.İLk lokmada oh be ne güzelmiş derken aklıma geldi bu ölümsüz kare; midemde bir yumruk öylece bakakaldım!

09 Kasım 2009 Pazartesi

saklambaç




Bir saklambaç oyunuydu dün akşam oynadığımız ,gariptir karanlık odalara gitmediğini farkettim ilk defa oynarken...İnsanın günlük dertlerini ve sıkıntılarını bir çocuğun gülüşünde nasıl unuttuğunu gördüm.Adam sendeeee bu dert mi der gibiydin:Hadi kovala beni ,beni yakalamak işte en büyük dert sana ,der gibi ;içten güldün her kaçtığında...sımsıcacık güldün...Bir olduk senle, oynarken gözleri gülen sadece oynayan iki çocuk ...mızıkarak hile yaptım perdenin arkasına gizlenerek ,güldüm doyasıya yakalamak için seni arkandan koştuğumda .Mutluluğun ısıttı içimi ,üşümüş müydüm ki?
Bir kalpte iki aşk olmaz demiş ,erenlerden biri;bakıyorum Zülal sana duyduğum his aşk mı!Korkuyorum gözlerine bakarken ,
Sen gülerken içim titriyor nazar değecek diye...
Ya bir şey olursa mutluluğumuz bozulursa diye korkuyorum .
Bir insan başka bir insanı böylesine sevebilir mi Zülal?Hele sadece onun hizmetini görüp ,onun her türlü cefasını çektiği ve bir teşekkür ederim'i bile duymadığı halde...Eğer öyleyse yaşlıları niye sevmiyoruz ki, onlarda bizdenler ...neden bize sevgi yerine ezayı hatırlatıyorlar?
Aklım almıyor Zülal Kız bir çift gülen gözde kalmışım ...aklım almıyor...

Aşk Nedir ki...

Pazar sabahı saat 7 de derinden annneee sesiyle uyandım.Uyandım da ayılamadım diyelim ,sesimize uyuyamayan annemde eklenince sabahın köründe yarım saatlik bir oyundan sonra anneme :anne ya azıcık uyuyayım mı dedim nazlanarak eski günlerdeki gibi...Annem dayanamayıp hadi yat dedi, ama önemli bir ayrıntıyı! unutmuşum.Zülal Kız gitti geldi başıma adddaaa diyerek.(bu da yeni çıktı işine gelmezse bana addddaaa diyor, anneme anne)Annem kapıyı kapattıktan sonra da kapıya pat pat vurdu addaaa modunda,velhasıl benim uyku yalan şekilde 9'a çeyrek kala kalktım, bebekli kadın ne haddine pazar pazar keyif yapmak diye söylenerek attım kendimi banyoya , Zülal kız oturdu duşakabinin önüne beni bekliyor .Söylene söylene çıktım banyodan , atladı kucağıma .Ya ne oluyoruz demeye kalmadan bir baktım mutfakta masada oturuyoruz cilveleşiyoruz,öpüyorum onu aman da kızım bu sabah annesini mi özlemiş diye.Biranda uysalca tıpkı kedi yavrusu gibi oldu Zülal kız ; normalde öyle seri öptürmezken ,düğme burnunun ucunu ,nanaklarını, gıdısını öptürdü, sonrasındaysa göğsüme başını yasladı.O an sanki biz anne kız değilizde tren garındaki iki sevgilimiyiz len diye düşünmeden edemedim.2-3 dakika başı yaslı göğsümde kalan kızım sonra annesinin gıdısına yüzünü yaklaştırdı ,ağzını dayayıp tıpkı benim öperken yaptığım gibi içine çekti. Ellerde sırtıma pat pat vuruyor. Anlamadım önce yeniden yapınca öptün mü anneyi dedim ,kıkırdadı en zillisinden gözümün içine bakarak .Eridiğimi hissettim bir çift kara gözün içinde...Sonra anne illa ki test edecek ya öp bakayım dedim yanağımın çeşitli yerlerini gösterip ,aynen ilk yaptığı gibi ağzını dayayıp içine çekti.Sırtıma da pat pat vurarak küçücük elleriyle.Aşk nedir diye düşündüm hızlıca,gerçekten neydi aşk?

07 Kasım 2009 Cumartesi

Şebek...







Zülal Kız yaşından beridir saçında bant tutmaz oldu ,çeşitli fıskıye denemelerimiz babasından geçmeyince ,tarafımdan saçları kestirilmeye götürüldü .( ben hayatım boyunca kısa saçlı gezmişimdir ve bundan da çok memnunum.En uzun hali doğum sonrasıdır .hele şimdi tekrar üniversitedeki gibi 4 numaradan az uzun)Ancak babamız tüm ağırlığını koyarak HAYIR deyince(bahanesi de evde 1 afacan yeter kimse artık!! ) bizde yeni çareler aradık ve tavşan modelinde karar kıldık .en azından bir süre...Uzun zamandır foto çektirmek istemeyen kızım bu sabah pek şebekti ve bende yayımlaak istedim .



Bu aralar çok huzursuz kızım bakmayın fotolardaki şebekliğe 4 azı aynı anda geliyor,hayırlısı... Bu arada 3-4 gündür evde adooo baba del ,modunda geziyoruz .Yalnız ellerde eşlik ediyor o derece özlem var yani.Ne diyelim bizde Del babası delll.